------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Google Gruplar
Risale-i Nur... grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler. Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM



Kalbin neye bağlanırsa, varlığında onun şeklini alır. <Şu kainat kitabını sayfa sayfa, hatta kelime kelime tefekkur et.>

Kur’an Kelimeleri Arasındaki Sayısal Uygunluk,Kur’an

7- Kur’an Kelimeleri Arasındaki Sayısal Uygunluk,

Kur’an’ın Allah’ın Kelamı Olduğunun Delilidir.

 

Kur’an-ı Kerim’de geçen bazı kelimeler arasında sayısal uygunluk ve denklik vardır. Buna “Kelimelerin geçiş adetleri arasındaki tevafuk” denir. Birbirine benzer veya zıt manada ki kelimeler aynı adette zikir edilmiştir.

 Bunu, bir beşerin düşünmesi ve yapması mümkün değildir. O halde Kur’an, “Kelimelerinin geçiş adetleri arasındaki tevafukun” şehadeti ile Allah’ın sözüdür. Kur’an’da geçen tevafuklardan bazıları şunlardır;

-Kur’an’da “Gul” yani “de” emri 332 defa geçer, bu emrin “dedi, dediler”   gibi fiil olarak kullanışı yine 332 defadır. Yani Allah “de” diyerek 332 defa emretmiş ve tam bu emre 332 defa icabet edilmiştir.

-Yedi gök manasındaki “seb’a semâvat” tabiri gökler adedince; 7 defa geçer.

-Ay manasındaki “şehrun”  kelimesi, bir yılın ayları kadar; 12 defa geçer.

-Gün manasındaki “yevm”  kelimesi, bir yılın günleri kadar; 365 defa geçer.

-“Günler manasındaki “eyyam” tabiri ise bir ayın günleri sayısınca; 30 defa geçer.

-İman 25 defa, zıttı olan küfür 25 defa.

-Melek 88 defa, şeytan 88 defa.

-Dünya 115 defa, ahiret 115 defa.

-İblis 11 defa, istiâze yani “Allah’a sığınmak11 defa.

-Harp 6 defa, esir 6 defa,

-İnsanın yaratılış maddeleri olan  nutfe12 defa,  Tin” yani toprak  12 defa.

-Hesap 29 defa, adalet manasındaki Adl 14 ve Kıst  15, toplam; 29 defa; yani hesap adaletin gereğidir.

-Mağfiret yani affetmek 234 defa ceza ise, Allah’ın affı gazabını geçtiğinden mağfiretin yarısı kadar 117 defa,

-İslam, Kur’an ve vahiy kelimeleri türevleriyle 70 şer defa.

- Salat yani “namaz” 67 defa ve zekât 32 defa olmak üzere toplam 99 defa zikir edilmiştir. Bu esma-ül hüsna sayısına denk gelir.

-Salat türevleriyle 99 defa, esma-i hüsna adedince zikir edilmiştir.

-Firavun 74 defa zikir edilmiştir. Buna karşı, sultan 37, ibtila yani (imtihan) 37 defa, toplam 74 defa Kur’an’da geçmiştir. Yani firavun, imtihan olmuş sultandı.

-Sabır 12 defa, sıkıntı 12 defa.

-Ebrar yani (iyiler) 6 defa eşrar yani (kötüler) 3 defa.

-Şems yani (güneş) 33 ve nur 33 defa.

-27 peygamberin ismi 513 defa tekrar edilmiş, buna karşı “Resul” kelimesi türevleriyle 513 defa zikir edilmiş.

-Zulüm 15 defa Kıst yani (adalet)15 defa.

-Rahmet 79 defa, hidayet 79 defa, yani hidayet rahmetin bir tecellisidir,

-Hıyanet 16 defa, habis 16 defa.

-Zekât 32 defa, bereket 32 defa, yani zekât berekete Sebeptir.

-İnsan kelimesi 65 yerde zikredilmiş, buna karşı insanın yaratılış safhaları da 65 ayette anlatılmış.

-Bitki 26 defa, ağaç 26 defa.

-Şarap 6 defa, sarhoşluk 6 defa.

-Yaz 5, sıcak 5, kış 5 ve soğuk 5 defa

-Zengin 26, fakir yarısı kadar 13 defa.

-“Sizi yarattı” tabiri 16 defa, “ibadet edin” tabiri 16 defa, yani yaratılmak ibadet etmeyi gerektirir.

-Rahim 114 defa, Rahman yarısı kadar 57 defa ,

-Fiil 108 defa,  Ecir yani (ücret) 108 defa, 

-Hayat 145 defa, ölüm 145 defa,

-Fayda 50 defa, zarar 50 defa

-Musibet 75 defa şükür 75 defa

-İnfak 73 defa, rıza 73 defa

-Dalalet 17 defa, ölüler 17 defa

-Sihir 60  defa, fitne 60 defa

-Akıl 49 defa, nur 49 defa

Şimdi insaf ile düşünelim; bir beşerin, hele hele ümmî olan, okuma yazma bilmeyen bir beşerin bu tevafukları düşünerek yapması mümkün müdür?

Eğer yapabilseydi, elbette yaşadığı asırda bunlardan bahseder ve iddiasını ispata çalışırdı.

Hâlbuki bu benzerlikler onun zamanından asırlar sonra, Kur’an’ı kelime kelime, harf harf inceleyen âlimler tarafından bulunmuştur. Demek bu işe o peygamberimizin iradesi ve ihtiyarı karışmamıştır. O halde bu kitap Allah’ın kelamıdır ve onun sözüdür. Ondan başka kimse bu kitaba sahiplik iddiasında bulunamaz. Ve gözünü kapatarak bu kitaba haşa bir beşer sözü diyenler, asla Kur’an’ın bu meziyetlerini izah edemezler. Onların hali, güneşe karşı gözünü kapatarak, güneşi inkâr eden ve kendine gece yapan ahmak insanların hali gibidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kur’an, Düşmanlarının Tasdikiyle Dahi Allah’ın Kelam

6- Kur’an, Düşmanlarının Tasdikiyle Dahi

Allah’ın Kelamıdır.

 

“Asıl mükemmellik” o dur ki, dostlardan ziyade düşmanlar tasdik edecek.

 Düşman bile, onun güzelliği karşısında secde edecek.

 İşte Kur’an bu yönden de emsalsizdir. Zira Kur’an’ın düşmanları dahi, Kur’an’ın ifadelerindeki güzelliğe hayran olmuşlardır. Hatta Kureyş’in reislerinden âlim bir zat, müşrikler tarafından, Kur’an’ı dinlemek için gönderilmiş. O da gitmiş ve dinlemiş. Ve döndüğünde demiş ki: “Şu kelamın öyle bir tatlılığı var ki, insan sözüne benzemez. Ben şairleri, kâhinleri biliyorum. Bu, onların sözlerine hiç benzemez. Olsa olsa bize tâbi olanları kandırmak için buna sihir demeliyiz.”

 Yine bir edip, “فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ ayetini işitince secdeye kapandı. Ona soruldu: “sen Müslüman mı oldun?” O cevaben dedi ki: “Hayır, ben bu ayetin belâgatine secde ettim.”

İslam tarihini anlatan kitapların sayfaları, Kur’an’ı kabul etmediği halde onun üstünlüğünü ve mükemmelliğini inkâr edemeyen ve karşısında secdeye kapanan ediplerin şahadetleriyle doludur.

            İşte, Kur’an-ı  Kerimin en inatçı düşmanlarının bile ifadesine hayran olması ispat eder ki, Kur’an Allah’ın kelamıdır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kur'an'ın Kulağa Hoş Gelmesi,Allah'ın Kelamı Olduğun

5- Kur’an’ın Kulağa Hoş Gelmesi,

Allah’ın Kelamı Olduğuna Delildir.
           

Kur’an her kulağa hoş geliyor. Hatta en hastalıklı, az bir sözden rahatsız olan bir kulağa bile nahoş gelmiyor, hoş geliyor. O hasta, Kur’an’ı dinlerken teneffüs ediyor.

 Hastalara böyle hoş geldiği gibi ölüm sekeratında olanın damağına da şerbet gibi oluyor, ona da leziz geliyor.

 Hatta birçok kişi, Kur’an’ı dinlerken aldığı manevî lezzetten Müslüman olmuş ve bu kelamın dinlenmesindeki lezzete şahit olmuştur.

 Bu lezzet, beşerin hiçbir sözünde yoktur. Hatta yüzlerce çalgı aleti ile çalınan şarkıları dinlemek bile kısa bir müddet sonra bıkkınlık veriyor. Kulak artık o sözleri duymaktan hoşlanmıyor.

Hâlbuki Kur’an’ın o sadeliği ile birlikte, dinlenmesi, insanı hiç mi hiç bıktırmıyor.

Hâşâ, eğer Kur’an bir beşer sözü olsaydı, beşer sözünün özelliği olan, “çok dinlemenin bıktırması” Kur’an’da da gözükecekti.

Madem dost ve düşmanın şehadetiyle gözükmemiş ve bıkkınlık yok ve dinlemekteki lezzet devam ediyor o halde Kur’an beşer sözü olamaz; ancak ezel ve ebed sultanı olan Allah’ın sözüdür.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Belagatin (Söz Söyleme Sanatının) Dahi Alimleri Kur’anR

4- Belagatin (Söz Söyleme Sanatının) Dahi Alimleri

Kur’an’ın Allah Kelamı Olduğuna Şahittir.

 

Eğer bir hastalığa yakalansaydınız, tedavi için kime gider ve kimin sözüne itibar ederdiniz?

Büyük bir mimarın mı? Yoksa büyük bir elektrik mühendisinin mi? Yoksa bir fizikçinin mi? Ya da küçük bir doktorun mu?

          Elbette doktorun sözünü dinler ve onun sözüne itibar ederdiniz. Çünkü bilinen bir kaidedir ki; Bir fende ve bir sanatta, münakaşaya Sebep olan bir meselede, o fen ve sanatın dâhilerinin sözü geçer. En büyük bir mimarın sözü, küçük bir hastalığın keşfinde, küçük bir doktor kadar geçmez ve onun sözü kadar kıymeti yoktur.

 O halde madem konumuz Kur’an’ın bir beşer sözü olup olamayacağıdır, elbette belagat ve edebiyatın dâhi âlimlerinin sözleri, bu fenden olmayan binlerce insanın sözüne tercih edilir.

Evet, Kur’an’ın kelimelerindeki kusursuzluğa ve beşerin sözü olamayacağına, belagat ilminin yani söz söyleme sanatının dâhi âlimleri şahittir.

Evet, Kur’an 20 senede hem muhtelif ve birbirinden farklı mevkilerde ve parça parça nazil olduğu halde, kelimeler ve ayetler arasında öyle bir uygunluk vardır ki, sanki bir defada nazil olmuş gibidir. İşte o âlimlerden Zemahşeri, Sekkâki, Abdülkâhir Cürcâni gibi âlimler Kur’an’ı harf harf tetkik etmişler ve bu kelamın Allah’ın sözü olduğunda ve bir beşer sözü olamayacağında ittifak etmişlerdir.

Nasıl ki, bir yıldız böceği, bin sene, hakiki bir yıldız gibi gözlem ehline gözükemez ve onları aldatamaz. Gözlem ehli kısa bir süre aldansa da bir zaman sonra onun yıldız olmadığını, bir yıldız böceği olduğunu fark eder. Hem bir sinek, bir sene, tamamen tavus kuşu suretini, sinek olduğunu hissettirmeden seyredenlere gösteremez. Ve bunların yapmacık vaziyetleri en dikkatli gözlerden saklanamaz. Nasıl bunlar mümkün değildir.

 Aynen öyle de İslam âleminin semasında parlayan ve daima hakikati neşreden Kur’an yıldızı, “hâşâ” bir yıldız böceği hükmünde, bir beşerin uydurması olsaydı, onun en yakınında olan ve onu dikkatle inceleyen belagatin dâhi âlimleri ve söz sanatının ustaları elbette bunun farkında olacaktı.

 Belagatin bu dâhi âlimlerinin, bir beşerin sözünü, Allah’ın sözü zannetmeleri ve on dört asır bunu fark edememeleri mümkün değildir. Hatta şeytan bile yüz derece şeytanlıkta ileriye gitse buna imkân verdiremez.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Risale-i Nur Sitesi
Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
Kur'an Hatim Programı Free Hit Counters
Free Counter
Google
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- -----Bu blog arkadaşlarının içeriğinden sorumlu değildir.------





Sitene Ekle

siteme-html-ekle.tr.gg