------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İslamdan Nurlar...
İslamiyet ile ilgili bütün soruları cevaplıyoruz...
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.


Kalbin neye bağlanırsa, varlığında onun şeklini alır. <Şu kainat kitabını sayfa sayfa, hatta kelime kelime tefekkur et.>
Hatim İndir
Hatim sitesine girmek için tıklayın...

Demek bir Mahkeme-i Kübrâ var!..

Evet, görüyoruz ki, alelekser, gaddar, facir zalimler lezzetler, nimetler içinde pek rahat yaşıyorlar. Yine görüyoruz ki, masum, mütedeyyin, fakir mazlûmlar zahmetler, zilletler, tahkirler, tahakkümler altında can veriyorlar. Sonra ölüm gelir, ikisini de götürür. Bu vaziyetten bir zulüm kokusu gelir. Halbuki kâinatın şehadetiyle, adalet ve hikmet-i İlâhiye zulümden pak ve münezzehtirler. Öyleyse, adalet-i İlâhiyenin tam mânâsıyla tecellî etmesi için haşre ve mahkeme-i kübraya lüzum vardır ki, biri cezasını, diğeri mükâfatını görsün.

İşârâtü'l-İ'câz, s. 60


***

Hem, o celâl ve izzete uygun bir dâr-ı mücâzât olacaktır. Çünkü, ekseriyâ zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek, bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor, tehir ediliyor; yoksa, bakılmıyor değil. Bâzan dünyada dahi ceza verir. Kurûn-u sâlifede cereyan eden âsi ve mütemerrid kavimlere gelen azablar gösteriyor ki, insan başıboş değil; bir celâl ve gayret sillesine her vakit mâruzdur.

Sözler, s. 66


***

Hiç mümkün müdür ki, zerrelerden güneşlere kadar cereyan eden hikmet ve intizam, adâlet ve mîzanla Rubûbiyetin saltanatını gösteren Zât-ı Zülcelâl, Rubûbiyetin cenâh-ı himâyesine ilticâ eden ve hikmet ve adâlete imân ve ubûdiyetle tevfîk-ı hareket eden mü'minleri taltif etmesin ve o hikmet ve adâlete küfür ve tuğyan ile isyan eden edebsizleri te'dib etmesin? Halbuki, bu muvakkat dünyada, o hikmet, o adâlete lâyık binden biri insanda icrâ edilmiyor, tehir ediliyor. Ehl-i dalâletin çoğu ceza almadan, ehl-i hidâyetin de çoğu mükâfat görmeden buradan göçüp gidiyorlar. Demek, bir mahkeme-i kübrâya, bir saadet-i uzmâya bırakılıyor.

Sözler, s. 67

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: 2563 | Tarih: 28/2/2008
    Konu: s.a
    "Hissî
    beraberlik, sadiklarla oturup kalkmak, sohbetlerinde bulunmaktir. Mânevi
    beraberlik, kalbi onlara baglayip ruhaniyetlerine yönelmektir."
    Ubeydullah Ahrâr

    Hayırlı cumalar

    Bağlantı »

  2. Yazan: cemrenur991 | Tarih: 7/3/2008
    Konu: S.ALEYKUM


    Arşının rükünlerini kaplayan nurun hürmetine , bütün varlıkları boyun eğdiren kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istıyorum.Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et.Ve bütün ömrümüz boyunca işlediğimiz bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü'r-Rahimin.amın.Hamd alemlerın Rabbı olan Allah'ım Sana mahsus.

    dualarda anılmak umıdı ıle..

    Bağlantı »

Yorum yaz!

Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
Free Hit Counters
Free Counter
Google
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- -----Bu blog arkadaşlarının içeriğinden sorumlu değildir.------