------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Google Gruplar
Risale-i Nur... grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah’ın va’di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp-hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler. Hazirlayan : AFFEYLE_ALLAHIM



Kalbin neye bağlanırsa, varlığında onun şeklini alır. <Şu kainat kitabını sayfa sayfa, hatta kelime kelime tefekkur et.>

Araştırma Grubu..

Araştırma Grubu..

Bu adreste araştırma grubunun yaptığı araştırmalar size nakledilecek..

Araştırma grubuna katılmak için islamdannurlar@hotmail.com veya islamdannurlar@gmail.com adlı adrese Araştırma Grubuna katılmak istiyorum şeklinde bir mail attıktan sonra katılabilirsiniz..

Her yaşdan,her seviyeden kişiler katılabilir..

Selam ve Dua ile..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Said Nur ve talebeleri..

Said Nur ve talebeleri

Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok. Hepsi birşeye inanmış: Allah’a. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a... Onun ulu Peygamberine... Onun büyük kitabına... Kur’ân henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdetâ Asr-ı Saadette hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur... Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz birşeye bağlanmak; her yerde hâzır, nâzır olana, Âlemlerin Yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet, ne büyük saadet!

Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir, büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış. Yalnız bir adam var; o ayakta... Şark yaylâlarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah demiş, Peygamber demiş, başka birşey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş. Kayalar gibi çetin, müthiş bir irade. Şimşekler gibi bir zekâ. İşte Said Nur! Divan-ı harpler, mahkemeler, ihtilâller, inkılâplar, onun için kurulan idam sehpaları, sürgünler, bu müthiş adamı, bu mâneviyat adamını yolundan çevirememiş. O, bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur’ân-ı Kerîmde “İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz” (Âl-i İmran sûresi, âyet 139) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur’da tecellî etmiş.

Mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. Bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir, büyük bir dâvânın müdafaasıdır. Celâdet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri...

Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakîr gördüğü için değil mi? Said Nur en az bir Sokrat’tır; fakat İslâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. Onlara göre büyük olabilmek için ecnebî olmak gerek! O, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi.
Mahkûmken bile hükmediyordu. O, hapishanelerden hapishanelere atıldı. Hapishaneler, zindanlar onun sayesinde medrese-i Yusufiye oldu. Said Nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. Nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu iman âbidesinin karşısında eridiler, sanki yeniden yaratıldılar. Hepsi halim-selim mü’minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler. Sizin hangi mektepleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?

Onu diyar diyar sürdüler. Her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu. Nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü’minler tarafından sarılıyordu. Kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, onu mü’min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. Büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler, din, aşk, iman sayesinde letafetler haline geldiler. Kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdit ve tehditleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. Bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı, üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.

Yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, imana susayanlar, onun yoluna, onun nuruna koştular. Üstadın Nur Risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. Genç-ihtiyar, cahil-münevver, sekizinden seksenine kadar herkes ondan birşey aldı, onun nuruyla nurlandı. Her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. İman, tekniğe meydan okudu. Nur Risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.

Gözlerinin nuru sönmüş, iç âlemlerinin ışığı sönmüş, harabeye dönmüş olan körler, bu nurdan, bu ışıktan korktular. Bu aziz adamı, dillerden hiç eksik etmedikleri “İnkılâba, lâikliğe aykırı hareket ediyor” diye, tekrar tekrar mahkemeye verdiler, tekrar tekrar hapishanelere attılar. Kaç kere zehirlemek istediler. Ona zehirler panzehir oldu, zindanlar dershane... Onun nuru, Kur’ân’ın nuru, Allah’ın nuru vatan sınırlarını da aştı. Bütün âlem-i İslâmı dolaştı. Şimdi Türkiye’de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: Said Nur ve talebeleri. Bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırdısı, nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. Bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, imanlı, inançlı kalabalığıdır.

O. Yüksel Serdengeçti

Yorum (1) Yorum yaz!

Bir yıllık hayat sermayemizin ücreti hesaplandı

Bir yıllık hayat sermayesi 33 trilyon dolar 
 
ABD'de yayınlanan bilimsel gelişmeleri yayınlayan ünlü Nature dergisi havadan suya, güneşten toprağa kadar canlıların yaşamasını sağlayan ekolojik sistemin bir yıllık maliyetini hesaplamış.
Çıkan rakam muhafazakar bir hesapla en az 33 trilyon dolar.

Yerkürede canlıların yaşaması için her yıl verilen hava, su, güneş, toprak ve bilumum ana ihtiyaç maddelerinin bir yıllık değeri bu kadarmış.

Üç tane sanayi ürünü çıkarıp, uzaya da uydu gönderince dünyayı kendimiz yarattık zannettik.

Yaşayan bütün canlılara bedava sunulan hava, su gibi yaşamak için olmazsa olmaz temel maddeleri sorumsuzca harcadık.
...

200 milyon dolarlık yapay dünya tutmadı

16 Eylül 1991'de küçük bir grup bilim adamı Oracle Arizona'da Biyosfer 2 adlı, cam ve metalden imal edilmiş 13 bin metrekarelik ışıl ışıl bir küre şeklinde yapay bir dünyanın içine kapatıldılar.

İki yıl yerkürenin ana ekosistemin minyatür taklidini yaratma amaçlı bu köklü girişim sona erdiğinde, yapay ortam ölmek üzereydi.

Bir deri bir kemik kalmış olan araştırmacılar hayatta kalmalarını içeriye temiz hava pompalanmış olmasına borçluydular.

200 milyon dolarlık gelişkin donanıma rağmen Biyosfer 2 sadece 8 kişi için bile solunabilir hava, içilebilir su ve yeterli gıda üretmeyi başaramadı.

Oysa Biyosfer 1, yani hepimizin üzerinde yaşadığı gezegenimiz, bu işleri hiç çaba göstermeden, her gün 6 milyar insan için yerine getiriyor.

Yorum (2) Yorum yaz!

İngiltere Kraliçesi Danışmanı: Türkiye İslam'la büyüyecek

Fransa’da aylık olarak yayımlanan Le Monde Diplomatique gazetesinin Türkçe versiyonunda İslam’a yönelecek bir Türkiye’nin dünya çapında rol oynayacağı değerlendirmesinde bulunuldu.

İngiltere Kraliçe’sinin Hukuk Danışmanı Yunan asıllı Vasilios Markezinis tarafından kaleme alınmış yorum-analizde “Laik taraf ortama hâkim olursa, Türkiye’nin AB üyeliği de ivme kazanacak. Türkiye İslam’a yönelirse dünya çapında boy gösterecek. Sonunda Başbakan Erdoğan’ın ılımlı yolu hâkim olursa, Türkiye Avrupa’da, Kafkasya’da ve Orta Doğu’da kritik rol oynayan bir ülke olarak ortaya çıkacak. Neden bunu hiç bir Yunanlı lider veya uzman anlatmıyor?” diye soruldu.

“Yunanistan, ABD Dışında İttifaklar Kurmalı”

“Türkiye’nin dengeleri koruma marifetinden Yunanistan’ın alması gereken dersler” olduğunu yazan Markezinis, Atina’nın, Washington dışında başka ittifaklar kurması gerektiğini yazdı. Markezinis’e göre “ Jeopolitik sahne sürekli değişiyor ve sadece ABD ile ‘evlilik’ ilişkisinin (Yunanistan için) pek bir yararı yok”

“ABD, Türkiye’ye Gittikçe Daha Çok Muhtaç Hale Geliyor”


İngiltere Kraliçe’sinin Hukuk Danışmanı Markezinis “Zaman geçtikçe Amerikalılar, Türkiye’ye olan ihtiyaçlarının Türkiye’nin Amerika’ya ihtiyacından çoık daha büyük olduğunu anlamış olmalılar. Bu da bizim için pek olumlu gelişme değil” diye yazdı.

Âkil Tepki

Bu âkil düzenleme olası gerginlik belirtileri verdi çünkü birtakım jeopolitik unsurlar nedeniyle İslam daha da güçlendi. İslam birçok Türk'ün gözü önünde (laik Anayasa'nın koruyucusu olan Türk ordusunda değil) ülkesinin din yoluyla etkisinin yayılması olanağını sergilemeye başladı. Bu yayılma çok boyutlu olabilirdi. Avrupa doğrultusunda (Arnavutluk ve Bosna), Kafkasya doğrultusunda (Türk etkisinin geleneksel alanı) hatta diğer İslam dünyası doğrultusunda olabilirdi çünkü gerek ekonomik gerekse iç birliktelik açısından Türkiye en önemli İslam devletlerinden; İran, Endonezya, Pakistan ve Mısır'dan daha güçlüdür.

Time Turk

Yorum (1) Yorum yaz!

Risale-i Nur Sitesi
Risale-i Nur Külliyatında Arama ve Araştırma
Kur'an Hatim Programı Free Hit Counters
Free Counter
Google
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- -----Bu blog arkadaşlarının içeriğinden sorumlu değildir.------





Sitene Ekle

siteme-html-ekle.tr.gg